Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, Avrupa Birliği (AB) liderlerine "Türkiye'nin AB üyeliğinin önünün açılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesi" çağrıların yer aldığı mektup gönderdi. DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının taleplerinin bulunduğu mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla AB liderlerine gönderildi. Yarın Financial Times'ta da yayımlanacak mektuba ve sürece ilişkin İstanbul'da "Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona AB Liderlerine Açık Mektup Basın Buluşması" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, tüm DEİK ailesi olarak bu çalışmanın arkasında olduklarını belirterek, AB'ye üyelik ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi noktasında yaşanan gecikmelerden bahsetti. Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye ile AB'nin yakın ilişki içerisinde olduğunu dile getiren Olpak, bugünkü gündemin sadece Gümrük Birliği'nin güncellenmesi olmadığını, Avrupa ekosisteminde yer almak istediklerini söyledi. Olpak, halihazırda küresel anlamda öngörülemezliğin bulunduğu bir süreç yaşadıklarını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu sürecin içerisinde bakıldığında Avrupa özelinde ne yaşıyoruz? Hadi Gümrük Birliği'nden geldik. Sıkıntıları konuşuyoruz. Güncellemeyi yani dijitalleşmenin bugün geldiği noktada kamu alımlarından tarıma kadarki süreçlerin içerisinde bir güncelleme ihtiyacımız var. Vize sorunlarını ve kotalarını sizlerle zaten konuştuk. Ama devamında da başka konular gündeme geldi. Sınırda Karbon Düzenlemesi yeni bir duvardır. Tamam belirli sektörlerle başladı ama hemen akabinde 18 tane daha yeni sektör işaret edilmeye başladı. Şimdi de çelikle ilgili kotalarda resmen bir şey ifade edilmedi ama ciddi şekilde azaltma süreçleri gündemde." "Birçok Avrupa ülkesi bizimle hemfikir" Nail Olpak, Made in Europe yaklaşımına değinerek, "Avrupalı dostlarımızla görüştüğümüzde 'Ya o aslında Asya Pasifik'e yönelik' diyorlar ama içerisine bakıldığında endişe ettiğimiz şekilde gerçekleşmez. Türkiye'nin o çemberin dışında kalıp yeni bir duvar önümüze çıkması gibi bir risk var." dedi. Gümrük Birliği dışında AB'nin başka ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının da kendilerini etkilediğini dile getiren Olpak, AB'nin Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı anlaşmaların muhtemel etkilerinden bahsetti. DEİK Başkanı Olpak, AB ile son dönemde yaptıkları temaslardan bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Konuştuğumuzda birçok Avrupa ülkesi, bir iki tanesini hariç tutacağım, anlattıklarımız konusunda bizimle hemfikir. Ama zannederim bizim de onları destekleyici argümanları net bir şekilde ortaya koymamız lazım. Sadece bugünkü toplantı ya da ilanımızla da kalmayacağız. Avrupa'nın farklı noktalarında o kapıları aşındırmaya, iki üç ay önce yaptığımız Brüksel toplantısı dahil olmak üzere temaslarımıza ve çalışmalarımıza devam edeceğiz." Olpak, ABD'nin Avrupa'ya uyguladığı gümrük tarifelerinin ve Rusya'ya yönelik yaptırımlarının Türkiye'ye etkilerinden bahsederek, bu nedenle daha proaktif olmaları gerektiğini söyledi. "İki üç ülke dışında tüm ülkeler destekliyor" Nail Olpak, bir soru üzerine, AB üyesi ülkelerin büyükelçileri ile yaptıkları toplantılarda iki-üç ülke dışında hepsinin Türkiye'yi desteklediğini söylediğini aktararak, şu ifadeleri kullandı: "Kıbrıs'ı çözemediğimiz noktada da çok fazla bir şey olur mu? Ben de emin değilim. Ama acaba bu bir kırılma noktasına gelir mi, her şeye rağmen orada birisi bir parmak basar mı? Belki bunun üzerine strateji geliştirmemiz lazım. Kilitleyen nokta o. Onların söylediği bir Kıbrıs var. Bir de işte demokratikleşmeyle ilgili söyledikleri bir iki tane madde konuşuluyor. Ben bunu karşılıklı siyaseten bir pazarlık süreci olarak değerlendiriyorum. Ama onlar var diye de biz iş dünyası olarak beklemiyoruz." "Türkiye, Avrupa'nın karşılaştığı küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak" DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ da Türkiye-Avrupa İş Konseylerinin 26'sı AB ülkesi olmak üzere toplamda 37 ülkeden oluştuğunu söyledi. Dünyanın yeni bir Avrupa'ya ihtiyacı bulunduğunu dile getiren Yalçındağ, "Bu yeni Avrupa'yı birlikte inşa edelim. Bu her iki taraf için de bir küresel rekabet gücü gerekliliği." dedi. Yalçındağ, Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak AB liderlerine ve Avrupa'yı yönetenlere bir mektup hazırladıklarını ve gönderdiklerini kaydederek, "Mektubumuz yarın Financial Times'ta açık olarak yayımlanacak ve başta Avrupa olmak üzere geniş kitlelere ulaşacak. Bu mektupla, iş dünyasının Türkiye'nin tam üyeliğine verdiği desteği, ortak projelerdeki potansiyeli ve somut işbirliği alanlarını açık bir şekilde ortaya koyuyoruz." diye konuştu. Türkiye ile AB arasındaki ilişkinin yalnızca diplomatik bir başlık olmadığını, aynı zamanda ekonomik entegrasyon, ortak üretim ve karşılıklı bağımlılık anlamına geldiğini vurgulayan Yalçındağ, AB'nin Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı, Türkiye'nin ise AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu anlattı. Mehmet Ali Yalçındağ, jeopolitikanın artık yalnızca diplomasiyi değil, doğrudan iş dünyasını etkilediğini, yapay zeka ve ileri teknolojilerin ekonomileri baştan aşağı yeniden şekillendirdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Böyle bir ortamda Avrupa'nın stratejik bütünlüğünü güçlendirmesi ve yakın çevresiyle daha derin bir entegrasyona yönelmesi artık bir tercih değil, açık bir zorunluluk haline geldi. Tam da bu noktada Türkiye, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıkıyor. Dinamik ekonomisiyle, genç ve girişimci nüfusuyla, güçlü sanayi altyapısıyla, savunma sanayisindeki ilerlemesiyle, enerji ve lojistik koridorlarıyla, tarımsal potansiyeliyle, dijital yetkinlikleriyle Türkiye, Avrupa'nın yeşil dönüşümüne, dijitalleşmesine, gıda güvenliğine ve stratejik dayanıklılığına somut katkılar sunuyor." Yalçındağ, Türkiye'nin sanayide Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizerek, otomotivden makineye, tekstilden elektroniğe kadar birçok sektörde üretim gücü sağladığını bildirdi. Türkiye'nin yenilenebilir enerji, tarım ve gıda güvenliği, savunma sanayisi ve lojistik açısından öneminden bahseden Yalçındağ, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduklarını, son 15 yılda savunma sanayisinde önemli bir kapasite inşa ettiklerini söyledi. Yalçındağ, Avrupa kıtasının güvenliğine yönelik savunma sanayisi atılımlarının ancak Türkiye ile kurulacak ortaklıklarla hızlı ve nitelikli şekilde hayata geçirilebileceğini kaydederek, Türkiye'nin enerji koridorları açısından sahip olduğu öneme işaret etti. [news_id:7645999