Yaklaşan faiz kararı öncesi uzmanlar, mart ayı enflasyon verilerinin TCMB'nin politika kararında belirleyici unsur olacağını söyledi. Orta Doğu'da İsrail, ABD ve İran ekseninde gelişen saldırı ve misilleme döngüsü, küresel piyasalarda enerji arzına yönelik riskleri tetiklerken enflasyon beklentilerini de yukarı yönlü baskıladı. Stratejist Cüneyt Paksoy, bu süreçte Merkez Bankasının elindeki araçları etkin ve kontrollü kullandığına dikkat çekerek, dışsal bir faktör olan petrol fiyatlarındaki artış karşısında bu adımların atılmasının önemine değindi. Paksoy, eldeki altın rezervlerinin yeterli olduğunu belirterek şunları söyledi: "Gösterge tahvilde de tekrar yüzde 40 sınırına geldik gün itibarıyla. Yani 40'ın altına tekrar inmesi demek, zaten Merkez Bankası politikalarının, tabii toplantıda nasıl bir karar alır onu ayrıca bakacağız ama gösterge tahvili benim için bu konuda önemli bir benchmark. Yüzde 40'ın altına gelmesi demek, orada yabancı satışının değil, girişinin tekrar aktifi olması demek zaman içinde bu adımların da etkisini artıracaktır." [news_id:840336] Enflasyon verisi ve olası faiz hamlesi Pariterium Danışmanlık kurucusu Dr. İsmet Demirkol ise rezervlerin kur oynaklığını gidermek ve enflasyon artışını önlemek amacıyla ihtiyaç duyulduğunda kullanılmasını doğru bir hamle olarak tanımladı. Sıkı para politikasının kontrolü ve fiyat istikrarı açısından faiz artışı ihtimalinin masada olduğunu belirten Demirkol, Türkiye'deki enflasyonun arz kaynaklı yapısına vurgu yaptı. Demirkol süreçle ilgili şunları aktardı: "Eğer ki Türkiye arz enflasyonunu durduramazsa, TCMB’nin yapacağı iki seçenek vardır. Ya rezervleri satarak döviz piyasasını kontrol altına almak ya da faiz artırma yoluyla bunu sağlamak. Burada en önemli amaç enflasyonu kontrol etmektir. Dolayısıyla cuma günü yayımlanacak enflasyon verisinin, beklentilerin üzerinde gerçekleşirse TCMB’nin atacağı adım faiz artışı olabilir." [news_id:840803]