Fındık ihracatında miktar bazlı düşüşün alarm verici seviyelere ulaştığı belirtilirken sektör temsilcileri sürdürülebilirlik için yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KİB) Başkanı Hasan Sabır, 2025-2026 ihracat sezonunun Eylül-Aralık 2025 dönemini kapsayan ilk dört ayında miktar bazındaki gerilemenin 1980’li yılların seviyesine inmesini "alarm verici" bir gelişme olarak nitelendirdi. Türk fındığının küresel pazar payının ciddi bir risk altında olduğu kaydedilirken; sektörün arz belirsizliği, artan maliyetler ve ihracatta gerileme şeklinde özetlenen üçlü bir baskı altında bulunduğu ifade edildi. Türkiye'nin fındık ve mamulleri ihracatı, bir önceki yıla kıyasla miktar bazında 84 bin 540 ton (%26,15), değer bazında ise 380,5 milyon dolar (%14,44) düşüşle 238 bin 704 tonda kaldı. Sabır, 1 Eylül-31 Aralık 2025 tarihlerini kapsayan dönemde ihracatın miktar bazında %50'den fazla azaldığını vurguladı. İhracat verilerindeki değişim ve tanıtım çalışmaları Mevcut politikalarla sürdürülebilirliğin mümkün olmadığını belirten ve 2026 yılı için sektörü bütüncül şekilde ele alan acil politikalara ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Sabır, 2025 yılında Türkiye'nin 2 milyar 255 milyon doların üzerinde gelir elde etmesine rağmen miktar bazındaki sert düşüşün dünya pazarındaki hakimiyeti riske attığını dile getirdi. Yaşanan zorluklara karşın 2025 yılının Türk fındığı için küresel ölçekte yoğun bir tanıtım yılı olduğu aktarıldı. Sahada aktif bir diplomasi yürüttüklerini belirten Sabır, “2025 yılında Türk fındığı için adeta dünyayı karış karış gezdik. Beş kritik uluslararası organizasyonda yer alarak hem mevcut pazarlarımızı koruduk hem de yeni kapılar araladık. Brezilya Sao Paulo’da düzenlenen APAS 2025 ile Güney Amerika pazarı, Pakistan Lahor’da gerçekleştirilen Türk İhraç Ürünleri Fuarı, Irak Bağdat’taki Türk İhraç Ürünleri Fuarı, Dubai’de düzenlenen Gulfood Manufacturing, Paris’te gerçekleştirilen Food Ingredients Europe” ifadelerini kullandı. Sektör paydaşlarının rekolte ve stok değerlendirmeleri Fındığın dünya piyasalarında en pahalı ürünlerden biri haline geldiğini ve fiyat odaklı yaklaşımın tüketimi baskıladığını söyleyen Sabır, “Bu anlayışla devam edersek küresel liderliğimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” dedi. Sektör temsilcilerinden Mustafa Poyraz, fındıkta 2025 yılının tüm paydaşlar için zorlu geçtiğini belirterek zirai don üzerinden yapılan ve gerçeği yansıtmayan rekolte açıklamalarının beklentileri olumsuz etkilediğini savundu. Poyraz, “Bugün fındığın yok denildiği sezonda çok önemli bir rekolte seneye devir olmaktadır. Eğer devlete giderek Doğu Karadeniz bölgesi üreticisi Ordu, Giresun, Trabzon üreticisi maliyetleri çok yüksek bu şartlarda bahçeye girmez devlete giderek bu bölgenin üreticisini koruyacak tedbirleri devreye sokmalıyız. Karadeniz Fındık İhracatçı Birliği’nin rekolteleri dünden bugüne hep gereceği yansıtmıştır. Türk fındık sektörü rekabetçi politikalar üretmek ve dünya gerçeklerini görmek zorundayız” açıklamasında bulundu. Eğimli arazilerde üretim maliyetleri ve çözüm önerileri Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak, Ordu, Giresun ve Trabzon gibi illerde üretimin eğimli arazilerde yapılmasının maliyetleri artırarak rekabet gücünü zayıflattığına dikkat çekti. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde üreticinin üretimden kopacağını ifade eden Şenocak, “Çözüm; alan bazlı desteğin revize edilerek, meyilli arazide üretim yapan çiftçinin daha fazla desteklenmesinden geçmektedir” dedi. Şenocak'ın aktardığı verilere göre düz arazi üreticisi yıllık 500 bin ile 1 milyon TL arası gelir elde ederken, Şili gibi küresel rakipler üretici başına 3 ila 5 milyon dolar gelir sağlıyor; eğimli arazi üreticisi ise yıllık 30-40 bin TL gelirle ayakta kalmaya çalışıyor. Alan bazlı destek sisteminin güncellenmesi gerektiğini savunan Şenocak şu önerileri sundu: “Kademeli destek: Eğimi %6’nın üzerinde olan araziler için dönüm başına 100 dolar destek verilmeli ve eğim arttıkça bu miktar kademeli olarak yükseltilmelidir. Modern modeller: Lisanslı depoculuk, ürün borsası, kiralama ve ortaklaşma modelleri (şirketleşme yoluyla modern yarıcılık sistemi) hayata geçirilmelidir. Gerçekçi politikalar: Kısa, orta ve uzun vadeli, rekabetçi politikalarla üretici yeniden bahçeye döndürülmelidir.”