Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, yerli ve küresel içeriklerin yanı sıra canlı yayınlar ile spor müsabakalarını aynı çatı altında toplayan TV+ modeli vasıtasıyla yayıncılık dünyasında yeni bir denge oluşturduklarını ifade etti. Televizyon ve dijital içerik platformu TV+'ın yayıncılık vizyonunu baştan aşağı değiştiren stratejik adımları ve gelecek dönem hedefleri, Turkcell Genel Müdürü Koç'un iştirakiyle gerçekleştirilen basın buluşmasında kamuoyuna duyuruldu. Söz konusu etkinlikte sektörde yaşanan hızlı değişimler, kullanıcı alışkanlıklarındaki dönüşüm ve TV+'ın bu sürece sağladığı uyumun yanı sıra markanın "TV+ sana yeter" ilkesiyle temellenen yeni çalışma modeli detaylandırıldı. Yeni kurgulanan bu sistemle birlikte, abonelerin çok sayıda platform arasında hissettiği yorgunluktan yola çıkılarak, izleyicinin vaktini, merak alanlarını ve ekonomik şartlarını önceliklendiren sade fakat içerik bakımından zengin bir ekran tecrübesinin sunulması amaçlanıyor. Toplantı esnasında ayrıca, TV+'ın ödül almış sinema yapımlarından popüler dizilere ve 150'den fazla canlı TV kanalına kadar uzanan, toplamda 22 bin saati bulan dev bir içerik arşivine sahip olduğu vurgulandı. Yayıncılık Sektöründe Stratejik Vizyon ve Kullanıcı Deneyimi Genel Müdür Koç, etkinlikteki hitabında gerçekleştirdikleri tüm yatırımların temelinde uçtan uca teknoloji sağlama gayesinin yattığını dile getirdi. TV+ özelinde oluşturdukları vizyonun altını çizen Koç, hayata geçirdikleri yatırımların kıymetinin ancak kullanıcı memnuniyetine ve devamlılığı olan bir gelire dönüştüğünde anlaşıldığını söyledi. TV+'ın bugün ulaştığı noktanın tam olarak bu stratejik bakış açısının bir meyvesi olduğunu belirten Koç, yerli ve yabancı yapımları, anlık yayınları ve önemli spor organizasyonlarını tek bir mecrada buluşturan iş modelleri sayesinde yayıncılık ekosisteminde yeni bir denge kurduklarını aktardı. Geçmiş dönemlerde on yılda bir tanık olunan teknolojik evrimin günümüzde artık aylar hatta günler içinde yaşandığına dikkat çeken Koç, bu süratli değişimin tüketici beklentileri ile tercihlerini doğrudan şekillendirdiğini vurguladı. Yapılan güncel araştırmaların, birden fazla platforma üye olmanın izleyiciler üzerinde hem ruhsal hem de maddi bir yük oluşturduğunu kanıtladığını belirten Koç, TV+ olarak bu karmaşık duruma kıymetli bir alternatif ürettiklerini sözlerine ekledi. Küresel İşbirlikleri ve Tek Platformda Kolay Erişim TV+ Genel Müdürü Gülçin Alıcı Gökçe ise içerik kalitesinin halen büyük bir önem taşıdığını ancak artık tek başına bir platformun başarısı için kafi gelmediğini ifade etti. TV+'ın dünya çapındaki partnerliklerine değinen Gökçe, izleyicilerin sadece neyi takip ettiklerini değil, bu içeriğe nasıl eriştiklerini de artık ciddi şekilde sorguladıklarını anlattı. Kullanıcıların hedefledikleri içeriğe hiçbir zahmet çekmeden ulaşmak istediklerini kaydeden Gökçe, IPTV ve OTT servislerini aynı evrende birleştirirken mevcut alışkanlıkları dışlamayan ve yeni izleme trendlerini doğru analiz eden bir kürasyon mantığı güttüklerini, bu sayede kullanıcı deneyimini basitlik ilkesiyle geliştirdiklerini dile getirdi. Dağınık kütüphaneler, çok sayıda üyelik ve kafa karıştıran arayüzlerin abone yorgunluğunu tetiklediğini söyleyen Gökçe, tek bir kutu veya uygulama, ortak bir arayüz, tek bir abonelik, şifre ve fatura ile son derece zengin ve derinlikli bir deneyim vaat ettiklerini açıdı. Bu yeni yapı içerisinde kurulan uluslararası ortaklıkların bir tür iş birliği içinde rekabet modeli olduğunu belirten Gökçe; DreamWorks, Paramount, Universal ve AMC gibi dev yapım şirketlerinin yanı sıra Apple TV ile de 25 seçkin filmden oluşan özel bir kontrata imza attıklarını duyurdu. HBO Max Entegrasyonu ve Gelecek Programlar Gökçe, konuşmasının devamında nostalji kuşağını Alf ve Mavi Ay gibi unutulmaz serilerle başlattıklarını ve bu kataloğu zenginleştirmeyi sürdürdüklerini kaydetti. En dikkat çekici ortaklıklardan birinin HBO Max ile yapılan anlaşma olduğunu vurgulayan Gökçe, HBO Max arşivindeki tüm yapımların dünya ile aynı anda TV+ üzerinden izlenebildiğini belirtti. Bu durumun sıradan bir lisans alımının ötesinde derin bir teknolojik entegrasyonu temsil ettiğini söyleyen Gökçe, kullanıcıların TV+ arayüzünden çıkmadan doğrudan HBO Max içeriklerine ulaşabildiklerini, böylece kuvvetli bir içerik ile sağlam bir altyapıyı aynı noktada buluşturduklarını anlattı. Sunumların tamamlanmasının ardından katılımcılara HBO Max bünyesinde yer alan ve Game of Thrones dünyasının yeni hikayesi olan A Knight of the Seven Kingdoms dizisinin özel ön gösterimi yapıldı. Ayrıca TV+'ın yeni yılın başlangıcında izleyicilerle buluşturacağı takvim de netleşti. Ocak ayı içerisinde F1 yarışları, Luther, Addams Family, The Girl of the Dragon Tattoo, Fargo ve Me Before You gibi sinema filmlerinin yanı sıra The Pitt, İlk ve Son, Devils in Disguise, Escape at Dannemora, Gangs of London, Doctor Foster ve The Office gibi pek çok popüler dizi platformdaki yerini alacak.