Dünya Gıda Ödülü'nün 57. sahibi Huub Lelieveld olarak açıklanırken küresel gıda güvenliğinin jeopolitik ve stratejik bir savunma meselesi haline geldiği vurgulandı. Uzmanlar, iklim şokları ve tedarik zinciri kesintileri karşısında gıda güvenliğini sağlamak için bilimsel inovasyonun ve uluslararası iş birliğinin hayati önem taşıdığını belirtti. Dünya Gıda Ödülü Vakfı tarafından verilen ve gıda alanındaki en prestijli ödül olarak kabul edilen 500.000 dolarlık Dünya Gıda Ödülü'nün bu yılki sahibi Hollandalı bilim insanı Huub Lelieveld oldu. Ödülün açıklanmasının ardından düzenlenen panelde, finans, bilim ve jeopolitiğin küresel gıda güvenliğini nasıl yeniden şekillendirdiği ele alındı. Norman Borlaug'un 40 yıl önce başlattığı hareketin bir devamı niteliğindeki bu tören, gıda güvenliğinin sadece teknik bir üretim meselesi değil, aynı zamanda ahlaki bir çağrı ve stratejik bir zorunluluk olduğunu ortaya koydu. Gıda güvenliğinde stratejik dönüşüm ve gıdanın silah olarak kullanımı Küresel gıda sisteminin savunmasız bir durumda olduğunu ifade eden panelistler, gıdanın artık bir savaş silahı olarak kullanıldığına dikkat çekti. Günümüzde 733 milyon insanın, yani dünya nüfusunun yüzde 28'inin orta veya şiddetli gıda güvensizliği yaşadığı belirtildi. COVID-19 öncesine göre 336 milyon daha fazla insanın gıda sıkıntısı çektiği, Güney Sudan, Gazze ve Yemen gibi çatışma bölgelerinde 673 milyon kişinin kronik yetersiz beslenmeyle karşı karşıya olduğu kaydedildi. Çatışma bölgelerinin yüzde 70'inin aynı zamanda gıda güvensizliğinin en yoğun olduğu yerler olduğu verisi paylaşıldı. Tarımsal altyapının yok edilmesi, gıda yardımlarının engellenmesi ve gıdanın şiddet yanlısı gruplara katılım için bir araç olarak kullanılması, modern savaşların bir parçası haline geldi. Bilimsel inovasyon ve gıda güvenliğinin ulusal güvenlikteki yeri Gıda güvenliği konusunun ulusal güvenlik stratejilerine entegre edilmesi gerektiğini savunan uzmanlar, tarımsal araştırmalara ayrılan bütçelerin en az savunma bütçeleri kadar kritik olduğunu vurguladı. Huub Lelieveld'in 113 ülkeyi kapsayan bir gönüllü ağı olan Küresel Harmonizasyon Girişimi (GHI) üzerinden yürüttüğü çalışmaların, gıda güvenliği standartlarını belirleyerek gıda kaynaklı hastalıkları ve israfı azalttığı ifade edildi. Dünyada her yıl 420.000 kişinin gıda kaynaklı hastalıklardan öldüğü, 60 milyon vakanın görüldüğü ve bu hastalıkların yüzde 30'unun beş yaş altı çocuklarda ortaya çıktığı hatırlatıldı. Bilimsel araştırmaların sadece verimi artırmakla kalmayıp, iklim değişikliğine dayanıklı ürünler geliştirerek stratejik bir esneklik sağladığı belirtildi. Küresel krizlerin gıda sistemleri üzerindeki etkisi ve çözüm yolları Kriz Türü / Bölge Etkilenen Nüfus / Oran Kritik Veri Küresel Gıda Güvensizliği 733 Milyon Kişi Dünya nüfusunun %28'i Kronik Yetersiz Beslenme 673 Milyon Kişi Güney Sudan, Gazze, Yemen vb. Gıda Kaynaklı Ölümler 420.000 Kişi (Yıllık) Vakaların %30'u 5 yaş altı çocuklar Tedarik Darboğazları Hürmüz Boğazı Geçişi Küresel gübrenin %30'u bu bölgeden geçiyor Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki herhangi bir aksamanın küresel gıda, su ve gübre arzı üzerinde katastrofik etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuldu. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin küresel tahıl fiyatları üzerindeki etkisi hatırlatılarak, enerji fiyatlarındaki artışın doğrudan tarımsal üretim maliyetlerini yükselttiği ifade edildi. Küçük ölçekli çiftçilerin, özellikle de Küresel Güney'de yaşayanların, inovasyona erişiminin sağlanmasının sistemin dayanıklılığı için hayati olduğu vurgulandı. "Gıda sistemlerini stratejik altyapı olarak ele almalıyız; bu, kritik dar boğazları korumak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek ve verileri önceden yetkilendirilmiş eylemlere bağlamak anlamına geliyor" ifadesiyle çözümün proaktif bir yaklaşım gerektirdiği kaydedildi. Panel sonunda, gıda güvenliğinin siyasi sınırları aşan bir mesele olduğu ve barışın inşasında temel bir yapı taşı olarak görülmesi gerektiği sonucuna varıldı.