Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler yeni koridor önerilerini gündeme taşıdı

Okuma Süresi: 3 Dakika
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler yeni koridor önerilerini gündeme taşıdı
Doviz.com
09 Mart 2026 12:07

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin küresel gıda ve gübre tedarik zinciri üzerindeki riskleri artırmasıyla birlikte Türkiye'nin yeni bir koridor diplomasisi yürütebileceği öne sürüldü.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından dünya ticaretinin en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji ve tarım ürünlerinin arzında ciddi tıkanıklıklara yol açtı.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, söz konusu gerilimin küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendirirken, Türkiye'nin bu süreçte stratejik bir misyon yüklenebileceğini ifade etti.

Enerji maliyetlerinin tarımsal üretim üzerindeki doğrudan etkileri

Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, tarım sektörünün enerjiye olan mutlak bağımlılığına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

"Hem ülkemizde hem de dünya genelinde tarım sektörü enerjiye mutlak bağımlılık göstermektedir. Akaryakıt, elektrik, sulama, gübre, soğuk zincir, depolama ve nakliye gibi üretim ve dağıtım süreçlerinin hemen tamamı enerji maliyetleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak krizler enerji fiyatlarında, tarımsal maliyette, gıda fiyatlarında ani artışlara yol açabilir."

Gülçubuk, Türkiye'nin Karadeniz ve Akdeniz arasındaki köprü konumunu da hatırlatarak şunları söyledi:

"Bu jeopolitik kriz ortamında Türkiye'nin hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemli bir rol üstlenme potansiyeli belirebilir. Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda üstlendiği 'Tahıl Koridoru' rolünü bu sefer 'enerji ve gıda koridoru' oluşturma misyonunu yüklenerek küresel barışa ve gıda güvencesine öncülük edebilir."

Gübre arz güvenliği ve küresel ihracatçıların sıralaması

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu ise uluslararası piyasaların petrol fiyatlarına odaklandığı bu dönemde asıl kritik konunun gübre arz güvenliği olduğunu savundu.

Prof. Dr. Zeki Bayramoğlu, modern tarımın gübreye olan yapısal bağımlılığının büyük bir risk teşkil ettiğini belirterek şunları söyledi:

"Hürmüz'ün stratejik önemi enerji boyutunun çok ötesine geçmektedir. Haziran 2025 verilerine göre, dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin yüzde 33'ünün, sülfür ve amonyak dahil, bu boğazdan geçtiği bilinmektedir. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3,9 milyon ton gübre sevkiyatı gerçekleşiyor. Bunun 1,5 ila 1,8 milyon tonunu sülfür, 1,2 ila 1,5 milyon tonunu üre oluşturmaktadır. Katar, Suudi Arabistan ve İran, 2024 yılında, sırasıyla dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında üçüncü, dördüncü ve beşinci sıralarda yer almış ve bu 3 ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25'ini karşılamıştır."

Gıda ve gübre güvenli geçiş girişimi mekanizması

Bayramoğlu, büyük tonajlı gemiler için alternatif rotaların pratik olarak mevcut olmadığını ifade ederek değerlendirmesini şöyle tamamladı:

"Mevcut krizin 2022 koşullarından yapısal açıdan farklı ve daha karmaşık bir denklem sunduğu göz ardı edilmemelidir. Karadeniz modelinden ilham alan 'Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi' kurgusunun hayata geçirilmesi teknik ve diplomatik açıdan mümkün görünmektedir. Bu mekanizma askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek, ithalatçı ülkeler, ihracatçı firmalar, lojistik şirketleri ve uluslararası kuruluşların katılımıyla İstanbul merkezli platform biçiminde işletilebilecektir. Hürmüz krizinde benzer bir işlev üstlenip üstlenemeyeceği hem Ankara'nın stratejik iradesine hem de krizin çok taraflı çözüm zeminlerine ne ölçüde açık olacağına bağlıdır. Diplomatik pencereler doğası gereği geçicidir ve teknik hazırlık ile siyasi kararlılığın eş zamanlı oluşmasını gerektirmektedir."

İLGİLİ HABER Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği durma noktasına geldi Hürmüz Boğazı'nda petrol sevkiyatı durma noktasına gelirken 700'den fazla tanker bölgede bekleyişe geçti. Orta Doğu'daki gerilimin tırmanmasıyla birlikte stratejik su yolundaki geçişler bir günde yüzde 86 oranında azaldı.
REKLAMI KAPAT X