İran'a karşı 'İbrahim İttifakı' mı kuruluyor?

Okuma Süresi: 4 Dakika
İran'a karşı 'İbrahim İttifakı' mı kuruluyor?
Doviz.com
04 Mart 2026 21:49

İran'ın doğrudan saldırıları bölge ülkelerini İsrail ile aynı noktaya getiriyor. Körfez başkentleri de savunma stratejilerini yeniden gözden geçiriyor.

Katar ve İsrail'in aynı tarafta yer alması pek çok kişi için imkansız bir senaryo gibi görünse de son dönemdeki gelişmeler bu tabloyu gerçeğe dönüştürüyor.

Eylül ayında İsrail'in Katar'da barınan terör örgütü liderlerini hedef almasının ardından, İran ile yaşanan beş günlük savaş süreci dengeleri değiştirdi.

İran; Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman, Bahreyn ve Suudi Arabistan ile birlikte İsrail ve Katar'ı aynı cepheye itmiş durumda. Tahran'ın son beş gün içinde fırlattığı füze ve dronların sayısı, bazı tahminlere göre Körfez ülkelerine yönelik olarak İsrail'e yapılan saldırılardan daha fazla gerçekleşti.

İran saldırılarının bölgedeki diplomatik etkileri

İsrail'in uzun süredir diplomatik yollarla başarmaya çalıştığı, Sünni Arap devletleriyle aynı safta yer alma durumu İran'ın doğrudan saldırılarıyla hız kazandı.

Tahran yönetimi, Körfez ülkelerini doğrudan hedef alarak savaşı genişletti ve bölge hükümetlerini kendi çıkarlarını yeniden değerlendirmeye zorladı. İlk 48 saatlik süre zarfında fırlatılan füzeler ve dronlar sadece İsrail'i değil; Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn'i de kapsayan Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin tamamına yöneldi.

Başlangıçta İran ile ABD ve İsrail arasında bir hesaplaşma gibi görünen tablo, kısa sürede Sünni Arap devletlerini içine alan geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya dönüştü.

Hedef alınan ülkeler arasında sadece İsrail ile anlaşması olan Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn değil, İran ile iyi ilişkiler yürütmeye çalışan Katar ve Umman gibi ülkeler de yer aldı.

Türkiye de hava sahasına yönelen bir İran füzesinin düşürüldüğünü açıklamıştı.

İran, bu ülkeleri hedef alarak bölgedeki tüm aktörlerin resmen bir taraf seçmesi gerektiği mesajını veriyor.

Körfez ülkelerindeki saldırıların sadece Amerikan askeri tesislerine değil; havalimanları, oteller ve petrol altyapısı gibi sivil hedeflere yönelik olması dikkat çekiyor.

Tahran'ın bu stratejiyle kaos yaratarak, saldırı altındaki ülkelerin Washington'a baskı yapmasını ve operasyonların durdurulmasını sağlamayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Geçmişteki savaş taktikleri ve güncel sonuçlar

Yaşananlar, 1991 yılında Saddam Hüseyin'in uyguladığı stratejiyi akıllara getiriyor. Saddam, askeri bir gereklilik olmamasına rağmen İsrail'e Scud füzeleri fırlatarak İsrail'i savaşa çekmeyi ve böylece Arap ülkelerinin ABD öncülüğündeki koalisyondan ayrılmasını hedeflemişti. O dönemde ABD, Başbakan Yitzhak Şamir'i saldırılara rağmen savaşın dışında kalmaya ikna etmişti. Bugün İran benzer bir mantığı tersten uygulayarak Körfez ülkelerini doğrudan savaşın içine çekiyor. Bölge hükümetleri, İran'ın saldırılarına boyun eğip ateşkes için bastırmak ya da İsrail ve ABD ile yakınlaşarak İran'a karşı saldırıya katılmak arasında bir ikilemle karşı karşıya bulunuyor.

Ülke Mevcut Askeri Durum / Eylem
Katar İran savaş uçaklarını hava sahasında düşürdü.
Körfez Ülkeleri (Genel) Hava savunma sistemlerini aktif hale getirdi.
Suudi Arabistan Hava savunma ve kınama mesajları düzeyinde kaldı.
Türkiye Hava sahasına yönelen İran füzesini düşürdü.

Yeni ittifaklar ve bölgesel dönüşüm beklentisi

Körfez hükümetleri şu ana kadar tepkilerini sert kınama mesajları ve savunma önlemleriyle sınırlı tuttu, henüz operasyonlara resmen katılmadı.

Bu durumun değişmesi bölge için bir dönüm noktası anlamına gelebilir. Arap devletlerinin İsrail ile ortak bir düşmana karşı savaşması, normalleşme tartışmalarının ötesinde bir iş birliği düzeyi oluşturuyor.

Başbakan Binyamin Netanyahu, Pazartesi günü Fox kanalına verdiği röportajda İran rejiminin düşmesi durumunda Suudi Arabistan'ın büyük kazanç sağlayacağını belirterek, "Suudi Arabistan'ın çok şey kazanacağını düşünüyorum ve sanırım İran'ın etrafındaki tüm ülkeler İran tarafından tehdit edildiğini hissediyor. Kamuoyu önünde söylemeseler bile bu rejimin düştüğünü görmek istediklerine inanıyorum." ifadelerini kullandı. Netanyahu, İran etkisinin kalkmasıyla "İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki barışın çok mümkün ve muhtemelen çok yakın olacağını" dile getirdi.

İsrail Başbakanı'nın 2024 yılında ABD Kongresi'nde dile getirdiği "İbrahim İttifakı" vizyonu, İran'ın Sünni komşularına yönelik doğrudan saldırılarıyla daha gerçekçi bir zemine taşındı.

On yıllardır İsrail'in iddia ettiği bölgesel tehditler, bugün Körfez ülkeleri için de yer yer somut bir gerçeklik haline geldi. Liderlerin yanı sıra kamuoylarında da bu algının yerleşmesi durumunda, İran'ın savaşı genişletme kararı bölge tarihindeki en büyük stratejik hatalardan biri olarak kaydedilebilir.

REKLAMI KAPAT X