Türkiye küresel tedarik zincirindeki kırılmalar sonrası transatlantik ticarette tamamlayıcı bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıyor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, küresel ticaret yollarında yaşanan değişimleri değerlendirdi. Münih Güvenlik Konferansı'ndaki gelişmelerin Atlantik'in iki yakası arasındaki ortaklığın geleceğine dair önemli ipuçları sunduğunu belirten Engin, Türkiye'nin bu yeni denklemdeki rolüne dikkat çekti. Küresel ticaretin son yıllarda üst üste gelen şoklarla çalkalandığını ifade eden Engin, 2021'deki salgın süreci, Rusya-Ukrayna Savaşı, gıda ve enerji krizleri ile Kızıldeniz'deki güvenlik risklerinin lojistik akışları zorlaştırdığını dile getirdi. Geleneksel ticaret yapısının yerini daha karmaşık bir sisteme bıraktığını söyleyen Engin, "Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ticaret hattında teknoloji, teknoloji yoğun girdiler, kritik bileşenler ve hizmet ticareti ön plana çıktı." dedi. Transatlantik ticaretin stratejik boyutu ve Türkiye Söz konusu ticaret hattının 10 trilyon dolarlık bir hacme ulaştığını ve aynı zamanda kritik bir enerji koridoru olduğunu vurgulayan Engin, bu yapının NATO ile birlikte değerlendirildiğinde esnek ve alternatifli bir modele ihtiyaç duyduğunu belirtti. Türkiye'nin bu noktada üstlenebileceği kritik role değinen Engin, modern liman altyapısının önemine işaret etti. Türkiye'nin mevcut kapasitesine dair veriler şu şekildedir: Kapasite Türü Miktar Konteyner Trafiği Yaklaşık 15 milyon TEU Deniz Yolu Yük Elleçleme 550 milyon ton üzeri Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Karadeniz havzalarını birbirine bağlayan stratejik konumunu hatırlatan Engin, "Türkiye, Avrupa, güney ve doğu çeperi ile Orta Doğu'yu ve Karadeniz havzalarını birbirine bağlayan stratejik bir konumda yer alıyor." ifadesini kullandı. Hizmet ihracatındaki güçlü altyapı sayesinde Türkiye'nin 2026 ve 2030 vizyonları doğrultusunda jeopolitik dalgalanmalara karşı üretim ve ticaret akışını sürdürebilecek bir entegrasyon ülkesi olabileceğini ekledi. Lojistik merkez olma hedefi ve ticaret politikaları Türkiye'nin transatlantik ticaretin ana ekseninde bulunmasa bile dış çeperin ilk halkasında merkezi bir rol oynayabileceğini anlatan Engin, "Tedarik zincirlerinde yaşanan küresel kırılmaların ardından Türkiye transatlantik ticarette tamamlayıcı bir lojistik merkez olarak öne çıkabilir." dedi. Birleşik Krallık ile yapılan serbest ticaret anlaşmasının bu süreçteki önemine değinen Engin, Birleşik Krallık'ın transatlantik ticaret ve NATO içindeki ağırlığını hatırlattı. Ticaret politikasının "friend-shoring" yaklaşımı üzerine kurulması gerektiğini savunan Engin, "Bu kapsamda Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve Türk iş insanları ile kamyon şoförlerinin vizeden muaf seyahat edebilmesi önemli bir gösterge olacak." diye konuştu. Göçmen trafiği konusundaki hassasiyetlerin ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği nezdinde arttığını belirten Engin, Türkiye'nin güvenli bir liman olarak işbirliği içinde hareket etmesinin kritik olduğunu vurguladı. [news_id:801973] [news_id:801507]