Buğdayın geleceği risk altında: Sıcaklık şokları verimi düşürüyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Buğdayın geleceği risk altında: Sıcaklık şokları verimi düşürüyor
Doviz.com
17.01.2026 12:30

Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Zaimoğlu, 2098 yılında buğdayın sulu tarım şartlarında yetiştirilebilmesi adına yüzde 20 oranında daha fazla suya gereksinim duyulacağını ifade ederek, bu su ihtiyacının karşılanamaması durumunda verimde yüzde 30 ile 40 arasında bir düşüş yaşanacağını vurguladı.

Küresel iklim değişikliği, dünya genelinde buğday üretimini her geçen gün daha ciddi risklerle karşı karşıya bırakıyor.

Bilimsel değerlendirmeler, küresel sıcaklıkların her 1 santigrat derecelik artışında buğday verimliliğinin yaklaşık yüzde 6 oranında azalabileceğini öngörüyor.

Bu durum, insanlığın en temel gıda kaynaklarından birinde yaşanacak kritik kayıpları gözler önüne seriyor. Zeynep Zaimoğlu, gerçekleştirdikleri "İklim Değişikliğinin Buğday Tarımına Etkileri: Adana İli Üzerine CROPWAT Modeli Analizi" başlıklı çalışma hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Buğday üretiminde iklim tehdidi ve su ihtiyacı

Türkiye genelinde gerçekleştirilen buğday üretiminin yüzde 50'den fazlasının tamamen yağışlara dayalı kuru tarım yöntemleriyle yapıldığını belirten Zaimoğlu, iklimsel değişimler nedeniyle bu bölgelerdeki verim ve kalite kayıplarının her geçen gün daha görünür olduğunu dile getirdi.

Özellikle Akdeniz havzasında üretilen ve küresel gıda arzı için hayati önem taşıyan bitkilerin bu süreçten çok olumsuz etkilendiğini ifade eden Zaimoğlu, insanların beslenmek için 200'den fazla bitki türüne erişimi olsa da buğday, pirinç ve mısırın toplam beslenmedeki payının yüzde 60 olduğunu hatırlattı.

Bu sebeple bu üç temel ürüne odaklandıklarını belirten bilim insanı, iklim değişikliğinin bu ürünlerin su ihtiyacını ve verimini nasıl etkileyeceğini modellemeye çalıştıklarını ifade etti.

Tarımsal üretimin gelecekteki değişimlere uyum sağlayabilmesi için bitki ve iklim modellerinin entegre kullanılması gerektiğini savunan Zaimoğlu, Dünya Tarım Örgütü tarafından kullanılan ve iklim, toprak ve tarımsal verileri simüle eden "crop" modeli üzerinde yoğunlaştıklarını bildirdi.

Sıcaklık şokları ve verim kayıpları kapıda

Zaimoğlu, iklim krizinde en iyimser senaryoların çoktan geride kaldığını, artık en kötü senaryoların gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu vurguladı.

Yapılan araştırmalara göre, 2098 yılında en kötü senaryo altında buğdayın bugünkü genetik özellikleriyle ve mevcut lokasyonlarında yetiştirilmesinin pek mümkün görünmediğini belirten Zaimoğlu, sadece buğdayın bile yüzde 20 daha fazla suya ihtiyaç duyacağını ancak bu ihtiyacı karşılayacak yağış miktarının öngörülmediğini anlattı.

Bitkinin su talebindeki bu yükselişin temel sebebi olarak gelecekteki sıcaklık şoklarının buharlaşmayı tetiklemesi gösterildi.

Özellikle tanelerin dolum aşamasında bitkinin sıcaklık şokuyla karşılaşmasının verimi doğrudan düşürdüğüne değinen Zaimoğlu, "Eğer yüzde 20'lik bir su ihtiyacını karşılamazsanız bunun aşağı yukarı yüzde 30, 40'lara varan verim düşüşüne sebep olacağı açık." şeklinde konuştu.

Ayrıca iklim değişikliğinin ekim dönemlerini de kaydırdığını belirten Zaimoğlu, tohumun toprakla buluşması için gereken ideal sıcaklıkların dalgalanmalar nedeniyle üç haftalık bir sapma gösterdiğini, bunun da ekim zamanlarını belirsizleştirdiğini ekledi.

Gelecek için suya göre tarım stratejisi

Tarımsal faaliyetlerin iklim krizine dirençli hale getirilmesi için hem yerel hem de küresel çapta stratejik adımların atılması gerektiğini söyleyen Zaimoğlu, dijital tarım uygulamaları ve erken uyarı sistemleri gibi teknolojik çözümlerin hayati önem taşıdığını ifade etti.

İklim değişikliğine uyum sağlamak için sulama sistemlerindeki kayıpların önüne geçilmesi, toprağın su tutma kapasitesini artırmak için organik madde miktarının yükseltilmesi ve lojistik mesafelerin kısaltılması gibi önerilerde bulundu.

Ayrıca mevcut iklim şartlarına ve su varlığına daha uyumlu bitki çeşitlerinin tercih edilmesinin önemini vurgulayan Zaimoğlu, üretimin bölgedeki su kapasitesine göre planlanmasının sektörü koruyacağını aktardı.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinden Doç. Dr. Burak Şen ve yüksek lisans öğrencisi Hatice Akmaz'ın da katkı sunduğu araştırma, tarımsal planlamanın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

REKLAMI KAPAT X